28 Nisan 2019 Pazar




Che GUEVARA yakalanınca...


Che GUEVARA Bolivya'da yakalanınca, onu kimin öldüreceği askerler arasında yapılan bir kura sonucu saptanır. Bu asker Mario Teran'dır.

Tarih; 9 Ekim 1967..

Daha sonra Che'nin cesedi bir helikopterin iniş takımlarına bağlanır ve özgürlükleri uğruna canını verdiği Bolivyalı yerlilerin üstünden uçurularak Vallegrande'ye götürülür. Cesedi buradaki bir hastanede küvete konarak basına gösterilir. Bir doktor tarafından elleri kesilerek bilinmeyen bir yere gömülür.

Efsanenin sona erdiğini ilan etmek için Che'nin cesedinin bağlanarak sergilendiği helikopter, iki milyar dolarlık gaz ve bir milyar dolarlık petrolün karşılığı olarak Gulf Petrol tarafından, Bolivya Başkanı Rene Barrientos'a verilmiştir.
Tarihin gördüğü en zalim, en hırsız devlet başkanlarından biri olan Barrientos, bu helikopterle Bolivya'yı dolaşıp halka para saçmıştır.
Diktatörün gökyüzünden yağdırdığı sadece para değildir. Helikopterden halka binlerce futbol topu da dağıtmıştır.

Propaganda gezilerinden birinde helikopter yine başkanın halka para dağıtması için alçalır.
Tekrar yükselecekken tellere takılan helikopterin dengesi bozulur ve kayalara çarparak infilak eder.

Böylelikle, helikopteri her görüşlerinde akıllarına Che'nin cansız bedeninin yaptığı son yolculuk gelen yerlilerin laneti tutar ve paraları ile beraber yanan Barrientos'un zulmü de tedavülden kalkar.

1997'de Bolivya'nın Vallegrande Kenti yakınlarındaki bir uçak pisti kazılır.
Topraktan, elleri olmayan bir insan iskeleti çıkarılır.
DNA testleri, üstüne yıllarca uçakların inip kalktığı kemiklerin Che'ye ait olduğunu kanıtlar..






Aziz NESİN anlatıyor;

-1948 Mayıs'ının bir günü,
Evime gelen polis savcılıktan istendiğimi söyledi. Gittim.

Savcı, bir paket içinden ince altın çerçeveli bir gözlük çıkardı.
Gözlüğün çerçevesi ve camları kırıktı.

- Bu gözlüğün kime ait olduğunu biliyor musunuz? dedi.

Hemen tanımıştım..
Sabahattin ALİ'nin gözlüğü..

İşin iç yüzünü anlayamadığım için, belki yanılabilirim diye,
- Bilmiyorum, dedim.

Savcı bu sefer paketten bir dolmakalem çıkardı.
- Bu dolmakalem kimin biliyor musunuz?
- Bilmiyorum.

Önce kana bulaşmış Puşkin'in Almanca bir kitabını sonra yeşil mürekkeple yazılmış bir defter gösterdi.

El yazısını görünce,
- Bu yazı Sabahattin ALİ'nin, dedim. Hep yeşil mürekkep kullanırdı. El yazısını da tanırım..

Savcı açık kahverengi, damalı spor kumaştan, geket ve golf pantolonunu gösterdi. Elbise kan içindeydi.

Çok iyi bildiğim Sabahattin'in elbisesiydi.

- Sabahattin'in elbisesi, dedim. Ağlamaya başladım..

Savcı ağladığımı görünce açıkladı;

- Bulgaristan sınırında köylüler bir ceset bulmuşlar,
Üstünden bunlar çıkmış.
Sabahattin ALİ'nin olduğu tahmin edildi.

Yakın arkadaşlarına eşyalarını gösterip soruyoruz..

- Bir cinayet mi? diye sordum.
- Henüz hiçbir şey bilmiyoruz, dedi.
- Başına odunla vurulup öldürüldüğü söyleniyor.
Tahkikatın selameti açısından bundan kimseye söz açmamanızı rica ederim..

Kimseye söz açmadı Aziz NESİN..

Yakın bir zamanda tüm Türkiye duydu ama..
Hatta tüm Dünya..

2 Nisan 1948'di,
71 yıl önce.
O kara gün..

Kendisini Bulgaristan'a kaçıracak rehberi,
Ali ERTEKİN itiraf etti öldürdüğünü..

Kızını ve eşini Halet ÇAMBEL’e emanet ederek,
31 Mart sabahı, bir süre önce satın alıp nakliye işi yaptığı kendi kamyonu ve güya Bulgaristan’a kaçırmak için ona rehberlik edecek, Ali ERTEKİN’le birlikte yola çıktılar.
Yanına sadece küçük bir çanta aldı ALİ.

Kırklareli’nde peynir alma bahanesiyle kamyon şoförünü şehir merkezinde bırakarak, orman yoluna vurdular.

Sonra Sabahattin ALİ’den bir daha haber alınamadı..

Cesedini köylüler, kafası taşla ezilmiş bir şekilde buldular..

Sabahattin ALİ’yi öldürdüğünü itiraf eden,
katil zanlısı Ali ERTEKİN,
cinayeti milli duygularla işlediğini belirtti ve kısa bir süre yattıktan sonra salıverildi..

Biraz daha uzun yaşasa, kim bilir ne eserler verecekti kuşkusuz..

"Aldırma Gönül"ün,
"Leylim Ley"in devrimci şairi;
"Kuyucaklı Yusuf"un,
"İçimizdeki Şeytan"ın,
"Kürk Mantolu Madonna"nın
ve daha birçok muazzam eserin yazarı, şairi..

Sabahattin ALİ, 71 yıl önce bugünlerde öldü dostlar..

Katledildi..

Öldürüldü..

2 Nisan 1948'de..

Bir gün kadrim bilinirse,
İsmim ağza alınırsa,
Yerim soran bulunursa,
Benim meskenim dağlardır dağlar..

Seni düşündüğümüzde Usta,
Seni andığımızda,
Melânkoli alır başımızı,
Özleriz seni buram buram,
İçimizde hep bir sızı..

Biz sana yine vurgunuz be Usta..
Biz yine sana vurgunuz..

Ruhun şad olsun..

Saygıyla..